19 Aralık 2010 Pazar

Bizim İçin Dayan LEFTER....

Tribünler bağırdı binlerce kere:
Ver LEFTER'e yaz deftere.
Bitti kalem doldu defter,
Bizim için dayan LEFTER...

18 Aralık 2010 Cumartesi

Neyzen Tevfik...

Olmuşu varken yeme meyvenin hamını,
Helali varken s.kme mahremin ..mını,
Güvenme her dostunun yoğurduna sütüne
Sonra sokar kazığı taa g.tünün dibine...

14 Aralık 2010 Salı

Hoşgörü Üzerine

Hoşgörü insanlığın bir parçasıdır. Hepimizin hataları ve eksikleri var; gelin karşılıklı olarak birbirimizin hata ve eksiklerini bağışlayalım, çünkü, hoşgörü doğanın ilk yasasıdır... Eğer aklınla öfkeni yenemiyorsan, kendini insandan sayma...

Voltaire

9 Aralık 2010 Perşembe

Türk Olmak

* Telefon çaldığında yanına gidip bir daha çalmasını beklemektir.
* Okuduğun kitabın ön sözünü atlamaktır.
* Yemek yediğin kaşığı tatlı yemeden önce yalayıp temizlemektir.
* Yemeğin tadına bakmadan tuz atmaktır.
* Boyalıdır dokunmayınız! yazısını gördüğü halde parmağıyla kontrol etmektir.
* Bulmacada kadın veya erkek fark etmeden kaş, sakal, bıyık çizmektir.
* Yabancı şarkıları bilmediği halde söylüyormuş gibi yapmaktır.
* Burnunu sildiği peçenin içine ne çıktı diye açıp bakmaktır.
* Okul formalı birisini gördüğünde nereden geliyorsun diye sormaktır.
* Belli bir yaşa kadar biber dolmasının içini yeyip dışını bırakmaktır.
* Napıyorsun sorusuna sanki nasılsın sorulmuş gibi iyi diye cevap vermektir.
* Google'de kendi adını aramaktır.
* Bunları okuyup harbi lan diyebilmektir....:)

8 Aralık 2010 Çarşamba

Bursaspor Tarih Yazdı

Bursaspor dün akşam İskoç temsilcisi G. Rangers ile oynadığı son Şampiyonlar Ligi mücadelesinde ilk puanını aldı.

Fenerbahçe'nin 0 puanlık rekorunu egale etmesi beklenen Bursaspor, Sercan Yıldırım'ın 79. dakikada attığı golle de Şampiyonlar Ligi tarihine geçme fırsatını kaçırmasına rağmen ez az gol atan takım olarak bi şekilde tarihe geçmeyi başardı.

Bursaspor'un, geçen hafta Beşiktaş ile oynadığı maç öncesi çıkan olaylar sebebiyle ve G. Rangers maçından puan çıkarmasının ardından sevinç gösterilerinin de beklenenin altında yaralan ve gözaltılar herkesi şaşırttı. Maç sonrası maganda kurşunuyla yaralanan sayıyı 17 iken, arabaların camlarından çıkarak sevinenlerden ve yaşanan trafik kazaların da yaralananlar ise 20 kişi. Ayrıca yaptıkları taşkınlıklar sonucu gözaltına alınan kişi sayısı ise 33.

Ana haber bültenlerine konu olacak kadar olayın yaşanmaması da kanalları sıkıntıya soktu. Bunların yanı sıra dün akşam oynan maçta Bursaspor'un beraberlik golünde Star Tv spikerinin gol sevincini abartması ise facebook gibi paylaşım sitelerinde günün videosunda ilk sırayı aldı. Gol sonrası 2 oldu diye bağıran spikerin işine son verilirken, toplumsal baskı yüzünden de sokağa çıkamaz oldu.

Alienation Nedir?

İnsanın, çevresinden, işinden emeğinin ürününden ya da benliğinden uzaklaşma ya da ayrılma duygusunu dile getiren kavramdır. Çağdaş yaşamın çözümlenmesinde çok kullanılan bu kavram değişik anlamlara gelir.

Güçsüzlük: İnsanın geleceğini kendisi değil, dış etkenlerin, yazgının, şansın ya da kurumların belirlediğini düşünmesi.

Anlamsızlık: Herhangi bir alanda etkinliğin kavranabilirlik ya da tutarlı bir anlam taşımadığı ya da yaşamın anlamsız olduğu düşüncesi.

Kuralsızlık: Toplumca benimsenmiş davranış kurallarına bağlılık duygusunun yokluğu ve dolayısıyla davranış sapmalarının, güvensizliğin, sınırsız bireysel rekabetin yaygınlaşması.

Kültürel yaygınlaşma: Toplumdaki yerleşik değerlerden kopma duygusu.

Toplumdan yalıtlanma: Toplumsal ilişkilerden dışlanma ya da yalnız kalma duygusu.

Kendine yabancılaşma: İnsanın şu ya da bu şekilde kendi gerçeğini kavrayamaması.

Terimi en iyi bilen anlamıyla Karl Marx kullanmıştır. Marx'a göre bu kavram, insansal ürünlerin insanı boyunduruğu altına alan karşıt güçler haline gelmeleri ve bunun sonucu olarak da insanı insan olmaya dönüştürmeleri sürecini dile getirir. Tarihsel süreçte insan, tarihsel ve toplumsal yasaların bilgisini edinip onlara egemen olmamasından ötürü, toplumsal gelişmeyi insansal özünü geliştirici biçimde geliştirmemiştir. Toplumsal yasaların bilincine varamadan toplumsal gelişmeyi bilinçle ve insanca yönetmek olanaksızdı. Bu bilgisizliğin sonucu olarak, tarihsel süreçte hep kendisine yabancı, eş deyişle insansal olmayan ürünler ortaya koymuştur. Bundan ötürü insan, yarattığı özdeksel ve tinsel dünyasını durmadan zenginleştirdiği halde bizzat kendisini özdeksel ve tinsel olarak durmadan yoksullaştırmıştır. Bunun sonucu olarak insan, bizzat kendi kendine yabancılaşmış ve insan olmayana dönüşmüştür.


7 Aralık 2010 Salı

Pis Moruk İtiraf Ediyor


İlişkinin başında " dünyamı değiştirdin " diyen kişi, sonunda mutlaka "biz ayrı dünyaların insanlarıyız " diyecektir...

İnsanın dünyasını değiştirecek tek kişi " Kendisidir " ...

Charles Bukowski

5 Aralık 2010 Pazar

Dokunmayın Şabanıma

Başbakan, Karadeniz gezisinde bi üniversiteyi ziyaret etmiş. Sınıfın birinde de öğrencilerle tanışmış. O karizmatik duruşuyla beden dilini de kullanarak bi konuşma yapmış. Etkili konuştuğunu düşünerek " Sorusu olan var mı? " demiş.

Temel; " Ben size 3 soru soracağım " demiş.

1. Bu kadar yıpranmış olmanız gerekirken oylarınız nasıl oldu da bu kadar arttı?
2. Özelleştirme adı altında bütün kurumları yabancılara sattınız, bunlardan ne kadar para kazanıldı?
3. Bu paralar nerede?

Tam bu sırada zil çalmış. Başbakan, " 2. derste devam ederiz " deyip çıkmış. Derse girince "nerede kalmıştık" diye sormuş.

Bu sefer Dursun ayağa kalkmış " bizim sorularımızı cevaplayacaktınız " deyince, Başbakan "iyi tekrar sorun" bakalım demiş.

Dursun; " size 5 sorum olacak":

1. İktidarda yıpranmış olmanıza rağmen oylarınızı nasıl arttırdınız?
2. Bütün önemli kurumları sattınız, ne kadar para kazanıldı?
3. Bu paralar nerede?
4.Tenefüz zili neden yarım saat erken çaldı?
5. Temel nerede?

Erdoğan'ı protesto eden öğrenciler hapis cezasına çarptırıldı. Kamu oyunda günlerce konuşulan bu olaylardan sonra üniversite öğrencileri arasında bu fıkra yayılmaya başladı...

Yaşamaya Dair

Diyelim ki hapisteyiz,
Yaşımızda elliye yakın,
Daha on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
İnsanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla,
Yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım,
Hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanılacak

Nazım HİKMET

4 Aralık 2010 Cumartesi

Sarhoştum Hatırlamıyorum

Akşamdan kalma adam, büyük bir baş ağrısıyla uyanır. Zorlukla gözlerini açıp, yerinden doğrularak, etrafına bakınmış. Komodinin üzerinde bir bardak su ve iki aspirin duruyor. Yatağın ucundaki elbiseleri de temiz ve ütülenmiş.

Aspirinleri içerken, komodindeki not dikkatini çekmiş; "Sevgilim günaydın. Kahvaltın mutfakta. Ben alışverişe çıkıyorum, erken dönerim. Seni seviyorum".

Adam yataktan kalkıp kahvaltı için mutfağa gitmiş. Bakmış oğlu kahvaltı ediyor, masada da kendi kahvaltısı ve gazeteleri duruyor. Oturmuş kahvaltısına başlamış ve oğluna sormuş; Evlat, dün gece ne oldu, biliyor musun?

Dün gece saat 3'ü geçiyordu, sarhoş olarak eve geldiğinde önce koridordaki sandalyeyi devirdin, ardından kustun, daha sonra da odanın kapısında kafanı çarptın, bir gözün morardı.
Adam şaşırmış vaziyette:

Anlayamadım o zaman niye her şey temiz, kahvaltı hazır ve gazetem alınmış?
Onu mu soruyorsun?

Annem seni sürükleyerek yatak odasına götürüp, pantolonunu çıkartmaya çalıştığında, "bayan beni yalnız bırakın, ben evli bir adamım" dedin.