18 Kasım 2010 Perşembe

Evde Tv Keyfi

Bayramda tatilinde evde yalnız kalınca yapacak bi şeyin olmamasıyla beraber uzun süredir Tv izlemediğimi fark ettim ve ev arkadaşlarımında bayram için memleketlerine gitmelerinin ardından salondaki Tv'yi odama naklettim. Zati Tv'ye de kedimizden başka izleyen yoktu. Her neyse iki gündür Tv karşısında yuvarlanıp duruyorum.

Aslında Tv'de de izlenecek bi şey olmaması ayrı bi durum. İzlenecek bi şey yok tamam, akşam haberleri izliyeyim dedi haberlerde de değiştire değiştire kurban haberleri falan filan derken Şile'de bi çocuk kaybolmuş mu kaçırılmış mı ne işte... Neyse ailenin evine bağlanıyorlar ilk kez sevmediğim başbakanın eleştirilmesini karşı geldim. Sorumsuz anne 3 yaşındaki çocuğa sahip çıkamamış suçu başbakana atıyor. O, tatil yapıyormuş da kadının çocuğu kayıpmış onu bulsunmuş. Lan geri zekalı sen çocuğuna sahip çıkamıyorsan Tayyip'in suçu ne?

TRT'de milli maç vardı. İzleyip izlememekte de kararsızdım. Sebebiyse Ömer Üründül'ün uykumu getiren dahiyane futbol yorumları. Maçı açtığımda da şok oldum da diyebilirim. Ömer Üründül nasıl olur da bu maça yorumcu olarak katılmaz. Neyse ki iyide oldu. Maçı kaybetsek bile oynan futbol ve Ömer Üründülsüz bi maçın tadı paha biçilemez.

Tv'yi hala kapatmamıştım ve bilgisayarı açtım ve yeni indirdiğim filmlerden birini izliyeyim dedim o arada Kanal D'de bi film başlamak üzereydi. Tv'de film izlemeyeli uzun zaman olmuştu. Tv'de film izlemekten nefret etsem de nostalji yapayım dedim. Film fena sayılmazdı ama filme yapılan düblaj, sigaranın saklanması ve reklamlar her ne kadar filmin tadını bırakmasa da değişiklik oldu işte.

Gecenin finali ise harikaydı diyebilirim. Kanalları gezerken Flash Tv'de belkide son yılların harika programlarında biri olan Rüyanız Hayırolsun vardı. Ben böyle bi şey görmedim. Gece harbiden de katılan şizofrenler var. Programın sunucusu ise tam bi yuva yıkıcı diyebilirim. Kadının biri bağlandı kocasından yakınıyor ayrıl ondan falan diyerek bi ailenin sonunun başlamasına neden olup, o kadının da kocasından yiyeceği dayağında haddi hesabı yok.

İyice bi Tv sevdalısı oldum. Yarınki mi diyeyim bugün mü bilemicem de sabırsızlıkla beklediğim programsa Esra Erolla Evlen Benle adlı bi nevi kerhane programı. Orada kadınla erkek tanıştırılıp çaya çorbaya yollanıyor. Çift bi süre takılıyormuş iyi bi şeyler programa katılıyorsa bende katılabilirim bu yoklukta.

17 Kasım 2010 Çarşamba

Nazım'dan Rakı Dersi

Rakı!!! Bu meret öyle bir merettir ki, acıyla içilir, tatlıyla içilir, neşeyle içilir, ağlayarak içilir, kavunla içilir, peynirle içilir, ikisi beraber çok güzel içilir, yemekle içilir, suyla içilir, susuz içilir, sodayla içilir, şalgamla içilir... Ama, bir tek salakla içilmez....

Nazım HİKMET

Zenginmişiz Meğer Haberimiz Yok

Akşam nette öyle dolanırken bi sayfaya gözüm takıldı. Türkiye'de kişi başına düşen milli gelir 10 milyon $ civarı olduğu yazıyordu. Allah allah dedim dolar fiyatları düşmüş herhalde olmalı. Şu anki 1 doların fiyatı da 1 lira 44 kuruş, bunu ABD doları üzerinden hesapladığımızda yıllık 14 bin 440 TL yapıyor. Türkiye gibi bi ülkede bunu düşündüğün zaman fena para değil.

Bürüt asgeri ücrette 760 TL. Asgeri ücreti 1 yıla göre hesapladığında da 9 bin 120 TL yapıyor. Peki bu vatandaşın geriye kalan 5 bin 320 TLsi nerede? Ya da bu hesaplama neye göre yapılıyor?

Zaten haberin başlığını okuduğumda bi katakulliy vardır demiştim. Benim cebimde şu an 10 TL yok nerede o zaman benim 10 bin dolarım.

Ey benim salak halkım uyuyup aç gezmeye devam et. Nasıl olsa alışmışız güdülmeye dimi böyle gelmiş böyle gider ya da bunlarla uğraşmak bize mi kaldı? Verilenle yetinmeyi öğrendik nasılsa. Bu haberi yapanlara da şöyle diyorum hasssiktir oradan...

16 Kasım 2010 Salı

İyi Bayramlar

Kurban Bayramınız kutlu olsun. Sevdiklerinizle birlikte nice bayramlara. Her ne kadar Kurban Bayramlarına karşı olsam da....

15 Kasım 2010 Pazartesi

Einstein'dan Sözler ve Öneriler

1.Merakınızın peşinden gidin.
" Benim özel bir yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım."

Sizin merakınızı çeken nedir? Neyi en çok merak ediyorsunuz? Benim merak ettiğim neden bazı insanların başarılı olup bazılarının olamadığıdır. Bu yüzden yıllarca başarı üzerine çalıştım. Merakınızın peşinden giderseniz başarılı olursunuz.

2. Azim paha biçilmezdir.
" Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyordum."

Belirlediğiniz yolun sonuna ulaşacak kadar sabırlı mısınız? Posta pullarının gideceği yere varasıya kadar mektuba yapışıp kalmamasından ötürü çok değerli olduğu söylenir. Posta pulu gibi olun ve başladığınız işi bitirin.

3. Bugüne odaklanın...
"Güzel bir kızı öperken düzgün araba kullanan birisi, öpücüğe hak ettiği dikkati vermiyor demektir."

İki atı aynı anda süremezsiniz. Bir şeyler yapabilirsiniz ama her şeyi yapamazsınız. Şimdiye odaklanın ve bütün enerjinizi şu anda yaptığınız işe verin
.
4. Hayal gücü güç verir...
"Hayal gücü her şeydir. Sizi bekleyen güzelliklerin ön izlemesi gibidir. Hayal gücü bilgiden daha önemlidir."

Hayal gücü geleceğinizi belirler. Einstein şöyle der: "Zekanın gerçek göstergesi hayal gücüdür, bilgi değil". Bu yüzden hayal gücünüzün hantallaşmasına izin vermeyin.
5. Hata yapın...

"Hiç hata yapmamış insan yeni bir şey denememiş demektir."
Hata yapmaktan korkmayın. Eğer nasıl okuyacağınızı bilirseniz hatalar sizi daha iyi konuma getirebilir. Başarılı olmak istiyorsanız yaptığınız hataları üçe katlayın.

6. Anı yaşayın...
"Ben geleceği düşünmem, ne de olsa gelecektir."

Geleceği ayarlamanın tek yolu olabildiğiniz kadar şimdide olmaktır. Şu anda dünü ya da yarını değiştiremezsiniz. Önemli tek an şimdidir.

7. Değer yaratın...
"Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalışın."

Zamanınızı başarılı olmak için harcamayın, değerler yaratın. Eğer değerli olursanız başarı kendiliğinden gelecektir.

8. Farklı sonuçlar beklemeyin...
"Delilik: Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek."

Her gün aynı rutinde yaşayarak farklı görünmeyi bekleyemezsiniz. Hayatınızın değişmesini istiyorsanız kendinizi değiştirmelisiniz.

9. Bilgi deneyimden gelir...
"Bilgi malumat değildir. Bilmenin tek yolu deneyimlemektir."

Bir konuyu tartışabilirsiniz ama bu size sadece felsefi bir anlayış kazandırır. Bir konuyu bilmek istiyorsanız deneyimlemelisiniz.

10. Kuralları öğrenin, daha iyi oynayın...
"Oyunun kurallarını öğrenmek zorundasınız. Böylece herkesten daha iyi oynayabilirsiniz."

Yapmanız gereken iki şey var. Birincisi oynadığınız oyunun kurallarını öğrenmek. İkincisi ise oyunu herkesten iyi oynamayı istemek. Bu iki şeyi yaparsanız başarı sizinle olur.

Banka Böyle Aranmalı

- İyi günler ben sedef. Nasıl yardımcı olabilirim?
- Kaç para?
- Pardon?
- Borcum, kaç para kardeşim!!!
- Beyefendi siz kimsiniz?
- A.... , şerefsizleri, A.... O...'su, günde 10 sefer arıyorsunuz borcu ne zaman yatıracaksın diye! Şimdi de tanımıyor musunuz?
- Beyefendi küfretmeyin! Günde binlerce insan arıyor. Nereden bileyim siz kimsiniz?
- heee... Osman Ali ben.
- Kayıtlarınıza ulaşacağım, bir saniye! Evet, bin üç yüz elli lira borcunuz var.
- Bu mu yani olay? Koca banka ben parayı verince rahatlayacak mı?
- Beyefendi bu bir borç ve geciktirilmiş bir borç! Ödemeniz gerekir.
- Bende biliyorum onun için aradım işte. Adamı hasta ettiniz be 10 gündür. Neyse yolla birini alsın parayı.
- Beyefendi siz getireceksiniz parayı.
- Ne demek, yolla birini alsın parayı. Birde orada sıramı bekliycem. Oldu be...

Yakında benimde bu şekilde bankayla bi konuşma yapmam gerekebilir. Tamam borcum var yavaş yavaş ödemeye çalışıyorum da öğrenciyiz sonuçta. Hepte müsait olmadığım zamanlarda arıyorlar ya uyuyorum ya da o gün derste oluyorum. Neyse artık aldıkları faizlere baksın şerefsizler.... Borç yiğidin kamçısıdır. :)


14 Kasım 2010 Pazar

Kurbanlık Çetesi Çökertildi

Kurban bayramına sayılı günler kala 9 şehirde kurbanlık çetesi eş zamanlı operasyonlarla çökertildi. İstanbul, Adana, Aksaray, Sivas, Balıkesir, Konya, Niğde, Kırşehir ve Van'da yapılan baskınlarda 267 küçük baş ve 150 büyük baş hayvan polis ekiplerince ele geçirildi.

Kurbanlık çetesi, ahırlardan kaçan hayvanları kement atarak ve uyuşturucu iğne ile etkisiz hale getirdikleri ortaya çıktı. Ele geçirdikleri kurbanlıkları anında kıyma ve kuşbaşı haline getiren çete elemanlarının pişkinlikleri ise objektiflerden kaçmadı. Kimisi kovboyluğa küçüklüğünden beri özendiğinden sırf hobi niyetine kement atarak hayvanları yakalarken, kimi Robin Hood hayranı olduğunu ve yakaladıkları hayvanları yoksul ailelere dağıttıklarını söyleseler de böyle bi durumun söz konusu olmadığı da çete elemanlarından birinin her şeyi itiraf etmesi sonucu ortaya. Polise sorgusunda konuşan çete üyesi polis ekiplerinin ele geçirdikleri hayvanlarının buz dağının görünen kısmı olduğunu söylerken çetenin 1 aylık hasılatının da 100 bin TL'nin üzerinde olduğunu açıkladı.

Öte yandan Konya, Niğde ve Kırşehir'de çete elemanları halk tarafında hiç Allah'tan korkunuz yok mu? diye linç girişiminde bulundu. İstanbul'da ise Hayvanları Koruma derneği hayvanların minibüslerin içine sıkıştırılmasını hunharca bularak çete üyelerini Taksim Meydanın da protesto etti. Güvenlik güçleri protestocu ekibe biber gazı ve tazyikli suyla müdahale edince ortalık savaş alanına döndü.

Çete elemanları çıkarıldıkları mahkemede tutuklanırken savunmalarında ise faturayı hükümete kestiler. Çetenin savunması şu şekilde "...hakim bey af buyurun ama imam osursa cemaat sıçarmış. Biz bu hükümetten sadece vurgun yapmayı, işlere fesat karıştırmayı öğrendik ya da bunları yapmaya mecbur bırakıldık. Sağ olsunlar son yaptıkları hayvan ithalatı bizi bitirdi..." diyerek savunmalarını yaptılar.

Çete üyeleri 5'er yıl hapse çarptırılırken, hükümete yaptıkları eleştiriden dolayıda 3'er bin TL para cezasına çarptırıldılar.

13 Kasım 2010 Cumartesi

Karl Marx'ın Eşine Mektubu

Yürekten sevdiğim,
Sana yine yazıyorum çünkü yalnızım ve çünkü kafamın içinde seninle konuşurken senin bunu bilmiyor, ya da karşılık veremiyor olmana katlanamıyorum.

Kısa süreli ayrılıklar iyi oluyor, çünkü hep bir arada olunca her şey ayırt edilmeyecek kadar birbirine benzemeye başlıyor. Yan yana durduklarında kuleler bile cüceleşirken, alelade ve ufak tefek şeyler yakından bakınca kocamanlarmış. Küçük tedirginlikler onlara yola açan nesneler göz önünden kaldırıldığında yok olabilir. Yan yanalık dolayasıyla sıradanlaşan tutkularsa mesafenin büyümesine yeniden büyüyüp doğal boyutlarına dönerler. Aşkımda öyle...

Zamanın aşkımı tıpkı güneş ve yağmurun bitkileri büyüttüğü gibi büyütmüş olduğunu anlamam için senin bir an, sırf rüyada bile olsa, benden koparılman yetiyor. Senden ayrılır ayrılmaz sana olan aşkım bütün gerçekliğiyle kendini gösteriyor: O, ruhumun bütün enerjisiyle yüreğimin bütün kişiliğini bir araya getiren bir dev. Böylece yeniden insan olduğumu hissediyorum çünkü içim tutkuyla doluyor. Araştırma ve çağdaş eğitimin bizi kucağına attığı belirsizlikler ve bütün nesnel ve çzel izlenimlerimde kusur bulmaya iten kuşkuculuk bizi küçük, zayıf ve mızmız kılıyor. Ama aşk Feurbachvari insana aşk değil, metabolizmaya aşk değil, proletaryaya aşk değil, sevdiğine aşk, yani sana aşk, insanı yeniden insanlaştırıyor...

Dünyada çok dişi var, kimileri de çok güzel ama ben, her bir hattı, hatta her bir kırışığı bana hayatımın en büyük ve en tatlı anılarını hatırlatan bir yüzü bir daha nerede bulabilirim? Senin tatlı çehrene sonu gelmez acılarımı, yeri doldurulmaz kayıplarımı bile okuyabilir ve senin tatlı yüzünü öptüğümde acıyı öperim.

Hoşçakal canım. Seni ve çocukları binlerce kere öperim.
Senin, Karl

Manchester, 21 Haziran 1865

Bu tür yazıları aslında bloğuma pek koymam zaten içeriğide bu yönde değil. Aşka meşke de inanmam çok saçma gelmiştir hep bana ya da her neyse işte. Yaşanan dönemden gelen bi durum da olabilir. Marx, eşini rüyasında görüyor ya da Onunla varmış gibi konuşuyor olup cevap alamaması üzerine bi mektup yazıp eşine olan sevgisini özlemini dile getirmiş. Ama şimdi böyele bişey mümkün değil sevgilin, eşin her kimse artık gece yarısı aklına düştü mü hemen telefona sarılıp bi sesini duyabilirsin ya da msn denen şeyden kameralı görüşme yaparak içini kolaylıkla ferahlatabilirsin. Bi an için aşık olup o dönemlere gidesim geldi ama gerek yok böylesi daha iyi...


10 Kasım 2010 Çarşamba

Alkol Tedavisine Cevap Vermedi


Kırklareli'nin Hamidiye köyünde yaşayan 23 yaşındaki Selim Karaduman isimli kişi geçen ay başladığı alkol tedavisinden kovulmak zorunda kaldı.

Köyünde hiçbir sosyal aktivitesi olmayan Selim'in tek eğlencesi akşamları kahveye gidip birasına batak oynamaktı.18 yaşını doldurana kadar ağzı içki ve sigara sürmeyen Selim kahve ortamına girmesiyle beraber yeni alışkanlıklar edindi.Köydeki ağabeylerine özenen Selim 18 yaşını doldurmanın verdiği gururla kahveye gitmeye başladı ve olanlardan ondan sonra oldu zaten.İlk başlarda ortama ayak uydurmak için biraya başladığını anlatan Selim yapacak bişey olmayınca da soluğu Edirne Tıp Fakültesi'nde aldı.

Bu duruma artık yeter diyen ailesi en sonunda Selim'i en sonunda hastaneye yatırdı.İlk zamanlar tedaviye olumlu cevap veren genç Selim daha sonrada tedaviye katılan diğer arkadaşlarını da alıp her akşam bardı,meyhaneydi dolaşmaya başladı.Oradaki hastaları da yoldan çıkaran Selim doktorları tarafından tedavin çıkarıldı.Selim'in doktoru Prof.Dr.Ahmet Çakır yaptığı açıklamada "hasta ilk zamanlar çok iyiydi.Kendisinden de çok ümitliydik ama yaptıkları yenilecek yutulacak şekilde değil.İlk başlarda kendisi geceleri içki içmek için gizlice dışarı çıkıyordu.Bu duruma ilk zamanlarda tüm hastalarımıza göz yummuşluğumuz oldu.Ama Selim ne yaptı buradaki bütün hastaları yoldan çıkardı.Her akşam içtiler,gittikleri yerleri dağıttılar bi de bunlar yetmezmiş gibi sağda solda benim ismimi kullanmışlar.Burada ki hemşireler asıldı son olayından sonrada tedavisine son vermek zorunda kaldık.Artık dışarıda da içmiyorlardı.Hastaneyi meyhaneye çevirdiler.Meslek hayatım boyunca böyle bişeyle karşılaşmadım." şeklinde isyankar açıklamalarda bulundu.

Alkolsüz Hayat mı Olur?
Selim ise tedaviden atılmasıyla ilgili olarak " adaş doktorlar çok abartıyor ne var yani bi kaç bira içtiysek.Ama ortam çok iyiydi.Hemşirelere asıldığım yöndeki dedikodular ise tamamen asparagas.Yüz vermeseler ne işim olur.Onlarda benden hoşlanıyorlardı.Doktor bey beni kıskandığı için tedaviden çıkardı.Ama olsun arkadaşlarla görüşmeye devam edicez" şeklinde konuşarak hakkındaki iddialara cevap verdi ve şimdilik köyüne geri döndü.

Sarı Saçlım Mavi Gözlüm....